Öyle gülünç hayallerim var ki benim
Geçmiş karşıma mutluluktan bahsediyorsun
Sevdaların yarım kaldığı göç mevsiminden geliyorum
Çoğu zaman korkuyorum, hiç bilemiyorsun
Aradığım adresler kimsesiz sokaklarda
Anılar damarlarımda raks ediyor
Kanımı akıtsan yalnızlık akar
Buram buram etrafa yayılır kokusu
Sıcak ekmek gibi hoş da değil üstelik
 
Üşüyen bedenleri gördüm
Sıcacık evleri
Kimsenin ahtı kimsede kalmaz diyordu annem
Boğuluyorum geceleri
Ekşi sabahlar kokuyor tüm yataklar
Caddelerde bostan korkulukları
Hep kargalar konuyor asfaltlara
Ölümü parçalıyorlar
Lime lime ediyorlar
Gagaları vişneçürüğü kan lekesi
Önce asfalta sürüp keskinleştiriyorlar gagalarını
Ve hep gözlerden başlıyorlar oymaya
Hiç şaşırmıyorum bu işe
Nasıl kararmışsa gökyüzü
Yeryüzü de işte öyle
Sıcak asfalt kokuyor tüm caddeler
Artık kimse kovmuyor kargaları
Herkes kocaman bostan korkuluğu
Herkes ölümünü bekliyor caddelerde
 
Çekirgelerin istila ettiği bir tarla vardı
Çocukluğumdan kalma bir topraktı
Bir yerlerde daha gördüm o denli büyük çekirge
Hiç toprak yoktu o yerde
Bunu da hiç unutmuyorum işte
 
Biz gökyüzü eksiği insanlar
Yeryüzünün sahte cenneti
Tiksindirici cehalet tohumu
Boyuyorlar gözleri sabah ve akşam
Kezzap renginde yakıcı
 
Döküldükçe şehvet tohumları toprağa
Sadece an meselesi dönmemiz toprağa
Yakıp kül eylesek ya bu sahte rüyayı
Hala alışamadınız mı yoksa yanmaya
Yavaş yavaş ölelim öyleyse
Caddeler yığılmış bostan korkuluğu
Tüm sözcükler siyah beyaz, darboğaz
Yalımlar sarsın yeryüzünü
Gökyüzüne bir kibrit çak…
                         
                         -Berna Güzel-