Karakterleriniz Yaşıyor Mu, Yoksa Sadece Sizin Kuklanız Mı?

YAZARLAR İÇİN

Karakterleriniz Yaşıyor Mu, Yoksa Sadece Sizin Kuklanız Mı?

Roman karakterleriniz kendi iradesiyle mi hareket ediyor yoksa sadece sizin birer kuklanız mı? Yazarın Kuklası Sendromu'nu aşarak edebi karakterleri derinleştirmenin yollarını keşfedin.

 

Hissederek yazan her yazar, dosyasını bitirdiğinde derin bir rahatlama yaşar. Gecesini gündüzüne katarak yarattığı kelimelerin nelere kadir olabileceğini görmüş olmanın heyecanıyla dolup taşar.  İhtimaldir ki aylar sonra ilk kez yastığa başını koyduğunda gerçek bir uykuya dalacaktır. Gerçek uyku tabirinden kastım şudur: Dosyası biten bir yazarın en azından bir günlüğüne duyduğu sesler kesilir. Dosyasını hazırlarken gün içinde duyduğu fısıltılar yerini yükselen bir hikâyeye bırakır.

 Peki, yazarın yeni bir dünya yaratırken duyduğu bu fısıltılar kimlere aittir? Tabii ki bahsettiğimiz fısıltıların gerçek sahipleri yazarın yarattığı dünyadaki karakterleridir. Karakterler durmadan konuşur. Okulda, evde, uykuda, banyoda… Yazar her yerde yarattığı karakterlerin seslerini duyar. Karakterler bir filmin içinde yaşıyorlarmış gibi sahneden sahneye koşarlar. Onlarca farklı senaryoda var olabildiklerini adeta yazara kanıtlama isteği içindedirler. Bu durumu yaşamayan yazar yoktur diye düşünüyorum. Yaşamayan da fikrimce yarattığı dünyanın içine girememiştir.

 Bazı Karakterler Yaşayan Birer Ölüdür

Yazarlar karakterlerini oluştururken onları, yarattıkları dünyaya nakış gibi işlemelidirler. Fakat en önemlisi, gerektiği zaman karakterin üzerinden ellerini çekmeyi bilmelidirler. Kitap karakterinin yazardan bağımsız özgür bir iradesi yoksa bu karakter yazarın kuklası olmaktan öteye gidemez. Yani evet, kitapta bir şekilde vardır ve yaşamını sürdürüyordur ama görevi sadece sahneleri birbirine bağlamak üzerinedir. Edebiyatta buna Yazarın Kuklası Sendromu denir.

Bu tarz karakterler hayatın içinden değildir. Çelişkileri, tutkuları, hüzünleri yapaydır. Gerçeklikten uzak bir şekilde kaleme alınmışlardır ve yazarın gölgesi, adımları kendini her satırda belli eder. Okur kitabı okurken yazarın soluğunu ensesinde hisseder. Karakter, derinlikten yoksun bırakıldığı için yaşayan bir ölüden farksızdır. Çünkü hayatın gerçeklerine dokunmadan bir tutarsızlık silsilesi içinde yuvarlanmaktadır. Aslında yazar, o çok inandığı ve muhtemelen harika bir yaratımın sonucu olarak gördüğü karakteri farkında olmadan daha doğarken öldürmüştür.

Edebi Karakter Nasıl Derinleştirilir

Yazar farkında olmadan yarattığı kukla karakteri nasıl derinliği olan, yaşayan bir karakter haline getirir yahut başından beri karakterini nasıl bu şekilde doğurur? Tabii ki karakteri oynattığı ipleri bırakarak. İplerinden kurtulan karakter bağımsızlığını ilan eder. Yazardan bağımsız olan bir karakter kitaptaki yerini gerçekten bulur ve yaşamaya başlar. Yaşayan bir karakterin olduğu bir kitap ise okur tarafından benimsenir. Çünkü o, iplerinden kurtulmuş gerçek bir karakterdir. Bu da beraberinde karakterin yer aldığı kitabın inandırıcı olmasını sağlar.

Artık yaratılan karakterin bir amacı vardır. Bu amacına doğru gittiği yolda birtakım engellerle karşılaşır. Bu engelleri aşmak için ödeyeceği bedelleri ödemeye hazırdır. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi.

 Karakterinizin İnandırıcılığını Test Edelim

O çok inandığınız ve yalnızca sizde olduğunu düşündüğünüz fikrinizi kelimelere dökmeye mi başladınız yahut o kelimeleri çoktan bir dosyaya dönüştürdünüz mü?

Hepsi kabulümüz. İsterseniz en başından bir yol haritası çizeriz. İsterseniz çizdiğiniz yolda yalnız yürümediğinizi size hissettiririz.

Yarattığınız karakterlerin ne kadar inandırıcı olduğunu merak ediyor musunuz?

Biz bunun için buradayız. Dosyanızın ilk beş sayfasını gönderin ve sizin için hazırlayacağımız lektörlük raporunda merak ettiğiniz tüm sorularınıza gerçekçi cevaplar bulun.

451 Atölye ekibi olarak yakıcı da olsa gerçeğin ateşinden yanayız. Bu yüzden hazırladığımız raporlarda süsleme yapmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki gerçek bir kitap aynı zamanda yaşayan bir kitaptır.  Sorumluluğumuzun ne denli büyük olduğunun farkındayız.

Eğer siz de gerçeğin ateşinden yanaysanız 451 Atölye ekibi olarak bu yolda sizinle yürümeye adayız.

                                                                               

                                                                                                                                    Berna Güzel