Kitap Çıkarma Maliyeti: Paranızı Matbaaya Değil, Metninizin Gücüne Yatırın
Kitap bastırma fiyatları araştırılırken çoğu yazar yanlış soruyu soruyor. Asıl soru şu: Bu parayı nereye yatırmak daha …
Bir yazar için belki de en zorlayıcı süreç, gecesini gündüzüne katarak bitirdiği dosyasını yayınevleriyle paylaştığı o andır. Zamanın en ağır haliyle işlediği koca bir belirsizliğin kıyısına oturup, bir cevaba hasret geçen zorlu süreç artık başlamıştır. Bilgisayar başına geçip gelen maillerinizi heyecanla kontrol ettiğinizi, gelebilecek olumsuz bir cevap yüzünden yaşadığınız kaygıyı, kısacası sırtlamaya çalıştığınız tüm yükleri çok iyi anlıyoruz. Biz sadece ortaya çıkardığınız metinlerle değil, yazarın kalemini nasıl dik tutacağıyla ve yazarın masasını nasıl sağlam temeller üzerine oturtacağıyla da ilgileniyoruz. Çünkü biliyoruz ki yazma eyleminin devam etmesi için her şeyden önce güçlü bir irade gereklidir. Yazar, kelimelerini kendisine kalkan edinmiş bir savaşçıdır. En güçlü kalemler dahi bu süreçte ağır bir psikolojik savaş vermektedir. Biz isteriz ki yazar, bu savaş meydanından en az yarayla çıksın, sağ kalsın ve yazmaya devam etsin.
Peki, yayınevleri dosyaya ne zaman döner ve yazar bu süreçte üretkenliğini yitirmeden nasıl ayakta kalır? Gelin, bir yazarın en ağır imtihanlarından olan bu sürecin perde arkasına hep birlikte bakalım.
Dosyanızı gönderdiğinizde onun hemen bir editör masasına gittiğini düşünebilirsiniz. Ancak süreç çok daha karmaşık işlemektedir. Yayınevlerine her gün sayısız dosya başvurusu yapılır ve buna bağlı olarak her metnin adil bir şekilde incelenmesi de zaman alır. Standart bir yayınevinin değerlendirme süresi genellikle üç ile altı ay arasında değişmektedir. Dosyasını yayınevlerine gönderen bir yazar için altı aylık bir sessizlik yıpratıcı bir süre gibi görünse de bu sessizliğin altında yatan gerçekler göz önüne alındığında süreç daha katlanılabilir hale gelecektir. Zira unutulmamalıdır ki altı aylık sessizlik her zaman reddedildiğiniz anlamına gelmez; yayıncılık dünyası ağır işleyen koca bir çarktır. Dosyanız ilk editör ön okumasını geçmiş, daha detaylı bir inceleme için yayın kurulu sırasına girmiş olabilir. Bu süreçte sabırlı olmak ve ümitsizliğe kapılmamak gereklidir.
Saatlerce maillerinize bakıp dertlenmek ve kafanızdan türlü felaket senaryoları yazmak sizi sadece dibe çeker. Siz yazarsınız! Daha önce bahsettiğimiz gibi bu süreç de sizin için bir savaş meydanında boy göstermek demektir. Eğer bu savaşın kazananı olmak istiyorsanız sabırlı olmalısınız.
Bir yazarın en büyük silahı kalemidir. E-posta kutunuzu yenilemek yerine, şimdiden metninizin zayıf yönleriyle yüzleşmeye cesaret edin. Elinize kaleminizi almalı ve dosyanızı en başından bir okur gözüyle tekrar irdelemelisiniz. Olay örgüsündeki mantık hatalarını, karakterlerinizin derinliğini, metninizde geçen diyalogları, her bir ayrıntıyı yeniden incelemelisiniz.
“Yayınevlerine gönderdiğim dosyayı zaten defalarca kontrol ettim,” diyen sesinizi duyuyoruz. Bu harika bir haber! O halde yeni bir hikâyeye başlama zamanınız gelmiş demektir. Bir sonraki kitabınızın taslağı üzerinde çalışmak, bu süreçte kendinize yapacağınız en iyi terapidir. Bu noktada yapmamanız gereken en önemli şey ise; kitap dosya sonucu öğrenme dürtünüze yenik düşüp yayınevlerini aramak yahut onlara üst üste hatırlatma mailleri atmaktır. Bu durum editörler üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir, ayrıca sizin profesyonel imajınızı da zedeleyebilir.
Eğer dosyanız yayın kurulundan onay alırsa yayınevi sizinle iletişime geçecektir. Merakla beklenen yayınevi kabul maili genellikle editörün dosyanıza dair övgülerini ve sözleşme detaylarını içerir.
Dosyanızın üzerinden altı ay geçmesine rağmen bir cevap alamadıysanız, işte o zaman yayınevlerine bir hatırlatma e-postası gönderebilirsiniz. Zira günümüzde pek çok yayınevi, olumsuz sonuçlanan dosyalara geri dönüş yapmamaktadır. Hatırlatmış olmanıza rağmen yayınevi tarafından bir yanıt almadıysanız dosyanızın reddedildiğini kabul etmeli ve başka yayınevlerini değerlendirmeye başlamalısınız.
Bu noktada göz ardı etmemeniz gereken bir unsurdan daha bahsetmek isteriz: Bazı yayınevlerinin dosyanızı reddetmesindeki asıl sebep, dosyanızın ait olduğu tür ile alakalıdır. Yani sadece tarihi kitaplar basan bir yayınevine fantastik türde yazılmış bir dosya göndermiş olmanız, o yayınevinin yayın politikasına uymayacak, dolayısıyla da dosyanızın reddedilmesine yol açacaktır. Bu yüzden dosyanızı yayınevlerine gönderirken, yazmış olduğunuz türde basım yapan yayınevlerini seçmeniz son derece önemlidir.
Beklerken dosyanızın durumunu merak mı ediyorsunuz? Gelin ilk 5 sayfasına profesyonel bir gözle bakalım.
Bu belirsiz ve zorlu bekleme sürecinde metninizin bir yayıncı gözünde nasıl bir ilk izlenim bıraktığını öğrenmek ister misiniz? Dosyanızın ilk 5 sayfasını bizimle paylaşın; uzman editör kadromuz metninizin güçlü yönlerini ve geliştirilmesi gereken noktalarını sizin için ücretsiz olarak değerlendirsin. Ne kaleminiz ne de siz hiçbir savaş meydanında yalnız değilsiniz. 451 Atölye, yapacağı stratejik dokunuşlarla bu süreci en sağlıklı şekilde atlatmanız için kuruldu. Bizler ekip olarak her cephede savaşmaya hazırız. Eğer siz de hazırsanız çalışmaya başlayabiliriz.