Arap Şiirinin Haritasını Değiştiren Kadın: Nâzik El-melâike
İsyankâr sesi, ölümle hesaplaşması, biçimi yıkan cesaretiyle bir kadın şair...
Didem Madak kimdir? Şiirlerindeki kadın ve anne teması ne anlama gelir? Edebi kişiliği, hayatı ve eserleri üzerine kapsamlı bir blog inceleme yazısı.
Acının ve Umudun Çiçekli Şairi: Didem Madak’ın Şiir Yolculuğu
Öyle şairler vardır ki yazdıkları şiirlerle acının içinden kendini tekrar doğurur. Önce şiirleri doğurur, sonra o şiirleri okuyan herkesi tekrar tekrar doğurur. Didem Madak, acının ulaşılmaz yalnızlığını ve biricikliğini evrensel bir dille sunmayı başaran nadir şairlerdendi. Kısacık yaşamına birçok şiir sığdırdı. Acılarla dolu yaşamını çiçekli perdelerle, aşkla, mutfak gürültüsüyle, çocuklarla, isyanla ve daha birçok hayat kokan imgelemle şiirlerine taşıdı.
Ağdalı cümlelerden uzak durdu. Yalın ve kendinden emin, basit yaşam kırıntılarını ustalıkla kaleme aldı. Süslemeleri kelimelerinden çok, simlerle donatılmış bir kadın figüründe kullandı. Belki de parıl parıl bir hayat düşlediğinden, belki de karanlıklarla boğuşurken simlerle donanmış bir kadın olma isteğinden yaptı bunu. Ne yaptıysa da sahiciliğinden milim şaşmadan yaptı. O gerçekti… Her şeyiyle ortadaydı. Bu yüzden şiirleri de gerçeği damla damla kâğıda akıttı.
Didem Madak’ın yaşam öyküsü, şiirlerini anlamak için önemli ipuçları taşır. Onun hayatı, yazdığı dizelerden ayrı düşünülemeyecek kadar şiirlerine sinmiştir.
8 Nisan 1970’te İzmir’de dünyaya gelen Didem Madak, henüz 13 yaşındayken annesini beyin kanseri nedeniyle kaybetti. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam ederken şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlandı. Grapon Kâğıtları isimli ilk kitabı, “İnkılâp 2000 Şiir Ödülü”ne layık görüldü.
“Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım?” adlı şiiri, New European Poets (Yeni Avrupalı Şairler) antolojisinde Türkiye’yi temsil etti. Sonraki yıllarda Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi olmak üzere iki kitabı daha yayımlandı. Annesini beyin kanserinden kaybeden Madak, 24 Temmuz 2011’de henüz 41 yaşındayken yakalandığı kolon kanseri nedeniyle aramızdan ayrıldı. Arkasında okundukça çırpınan kalpleri kucaklayan, şiirden yapılma bir deniz bıraktı.
Didem Madak’ın Şiir Dünyası
Didem Madak’ın şiirlerindeki en önemli özellik, gündelik hayatın içindeki derin duyguları görünür hâle getirmesidir. O, şiirini yaşarken attığı adımlarla birleştirmeyi başarmıştır. Şiirlerini okuyan herkes Madak’ın hayatı hakkında bir fikir sahibi olabilir. Madak, şiirlerinde mutfakta yalnız oturmaktadır, bir adamın bahçesindeki en güzel çiçekleri ezmesinden korkmakta yahut annesinin mezar taşını evlat sıcaklığıyla kucaklamaktadır. Duygularını kelimelere tüm çıplaklığıyla dökmede öylesine başarılıdır ki kullandığı imgeler dizelerine sırıtmadan yerleşir.
Şiirleri acı kadar umuda da gebedir. En zor zamanların küçük bir gülümsemeyle, çocuk oyunlarıyla geçebileceğine olan inancını korur. Böylece herkese ayağa kalkma gücü de verir. Şiirlerinde yazdığı kadın, kendi çocukluğunun elinden tutup yüzünü yerden kaldırır. Annesiz kalan tüm çocukları yerden kaldıran bir dost elidir onun şiirleri. Anne sıcaklığı gibi şartsız, yalın ve hep orada bir yerlerde var olduğunu bildiğimiz bir sığınak.
Kadın teması da Madak’ın şiirlerinin ana damarlarından bir tanesidir. Kadını, kendi hayatının ayak izlerinden tanır ve öyle kaleme alır. Adım adım yürür kadını; her yudumda eksilen bir içkide, her sevişmede bıraktığı bir geçmişte bulur kadını. Onun şiirlerinde kadın; acı dolu, umutlu, çiçekli dizelerle yaşar ve ölür. Abartısızdır çünkü ürkütücü derecede gerçektir, bizdendir.
Grapon Kâğıtları’ndan Pulbiber Mahallesi’ne uzanan şiir yolculuğunda Didem Madak, edebiyatımıza kendine özgü, içten ve unutulmaz bir ses armağan etti. İyi ki yazdı ve iyi ki bu dünyadan geçti. Anısına saygıyla…
- Berna Güzel-
KAYNAKÇA