Arap Şiirinin Haritasını Değiştiren Kadın: Nâzik El-melâike

451 GÜNLÜĞÜ

Arap Şiirinin Haritasını Değiştiren Kadın: Nâzik El-melâike

İsyankâr sesi, ölümle hesaplaşması, biçimi yıkan cesaretiyle bir kadın şair...

Bağdat’ta 1947 tarihinde bir cuma sabahı radyodan günlük ölüm sayısının bine ulaştığı duyurulur. Şehri saran kolera salgının tahribatının görünür olduğu zamanalardır. O günlerde henüz genç bir kadın olan Nâzik,  duyduğu haberin verdiği dehşetle yazdığı şiiri 1 saat içerisinde tamamlar. Kız kardeşine okur, coşkuyla karşılanır. Ama ailenin en yetkin kulağı, şair olan annesi, soğuk karşılar. Babası ise alaycı bir tavır takınır. Kendisi ise, şiirinin Arap haritasını değiştireceğine inanır ve bu inancı gerçeğe dönüşür. (Al Jadid, t.y.; “Nazik Al-Malaika: The Poetess of Common People,” t.y.)  

Öz yaşam öyküsüne kısaca bakarsak Nâzik el-Melâike; 23 Ağustos 1923’te Bağdat’ta, kültürel farkındalığı olan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi Selma el-Melâike bir şairdir, babası ise eğitimci. İngiliz ve Fransız edebiyatının yanı sıra Latince ve Yunanca şiirle ilgilenir, 1944’te Bağdat’taki Dâru’l-Muallimîn’den (Öğretmen Okulu) mezun olur. Ardından Amerika’ya giderek New Jersey’de bir yıl edebi eleştiri dersleri alır, sonrasında Wisconsin Üniversitesinde karşılaştırmalı edebiyat alanında yüksek lisansını tamamlar. Basra Üniversitesi, Arap şiirine katkılarından dolayı kendisine fahri doktora unvanı verir. (Oğuz, 2018).

1947’de, Mısır’ı saran kolera salgınının etkisiyle bir saatte yazdığı “Kolera” şiiri, çağdaş Arap şiirinde serbest nazmın miladı sayılır ve onu, bu hareketin öncülerinden biri hâline getirir (Othman, 2017; Oğuz, 2018). Bağdat, Basra ve Kuveyt üniversitelerinde ders verir; şiirin yanı sıra edebiyat eleştirisi alanında da eserler kaleme alır. En bilineni, serbest şiir kuramını ortaya koyduğu Kadâyâ’ş-Şi’ri’l-Mu’âsır adlı kitabıdır (Alrashed, 2021).

1970’te Baas rejiminin yükselişiyle Irak’tan ayrılır, 1990’da Kuveyt’ten de göç ederek Kahire’ye yerleşir. Ve orada giderek içine kapanan Melâike, 2007’de hayatını kaybettiğinde geride bir kadının hem biçimde hem içerikte, kendisine çizilen her sınırı sorguladığı bütün bir külliyat bırakır. Ailesinin “hiç müzikalitesi yok” dediği o ilk şiir “Kolera”, bugün hâlâ okunur ve bilimsel çözümlemelere dâhil edilir.

Melâike, şiirlerinin bir coğrafyanın şiir algısı üzerinde yer etmesinin ötesinde geriye; biçimi kıran bir devrimci, kadının susturulduğu yerde konuşan bir ses, ölümle ve yalnızlıkla hesaplaşan bir varoluşçu, kendini Shakespeare’in trajik bir kahramanıyla yan yana okutan bir bilinç bırakır.

Ataerkiye Karşı Kadın Kimliği

İçinde bulunduğu toplumsal yapılanma göz önüne alındığında görece kültürlü ve imkânları olan bir ailede büyümüş olması ona bir özgürlük alanı tanısa da bu durum çevresindeki kadınların çektiği acılara kayıtsız kalmasına izin vermez. Kadının değerinin yalnızca doğurganlığa indirgenmesini, erkek egemen kültürün kadının hareket alanını daraltmasını şiirlerinde sertçe eleştirir (Bağmancı, 2019). “el-Uf’uvan” (Engerek Yılanı) adlı şiirinde, toplumsal düzeni bir “kaçışsızlık” olarak resmetmiştir (Bağmancı, 2019):

“Nerde yürüyeyim? Usandım yollardan!/Bıktım çayır ve çimenlerden/İnatçı sinsi düşman ise/Hâlâ beni takip etmekte. Kaçış nereye!?” (Bağmancı, 2019)

“Selc ve Nâr” (Buz ve Ateş) şiirinde ise, ataerkil ahlakın sınırları içinde yanlış bir şey yapma korkusuyla susan kadına yer verir: “Âdem buz, Havva ateş” (Bağmancı, 2019). Bahse konu şiir, kader diye sunulan eşitsizliğin; kısacık, aforizma gibi dizelere sıkıştığı yerdir.

Ama Melâike’nin en çıplak, en öfkeli sesi “Gaslen Lil’ar” (Namusu Temizlemek İçin) şiirinde yer bulur. Töre cinayetini ironik bir dille ifşa eder (Bağmancı, 2019; “Nazik Al-Malaika: Her Poetic Themes,” 2021):

“Namusu temizlemek için bizden ayrıldı/Vahşi cellat geri dönüyor ve insanlarla buluşuyor... Bıçağını siliyor ve ‘Namusu temizledik’ diyor.” (Bağmancı, 2019)

Katilin ağzından dökülen bu cümleler, toplumun riyakârlığını doğrudan okuyucunun yüzüne çarpar. Şiir, korkunun bütün kadınları nasıl kuşattığını anlatarak biter: Yarın hangi çölde, kim tarafından “namus” adına toprağa gömülecekleri bilinmeyen kadınların korkusuyla (Bağmancı, 2019).

Yalnızlık, Sürgün ve Ölümün Mutlak Zaferi

Melâike’nin şiir dünyasında yalnızlık ve ölüm, süsleyici birer motif değil, varoluşsal birer yük konumundadır. Schopenhauer’un karamsar felsefesiyle kurduğu yakınlık, dünyayı acıdan ibaret görmesinde etkili olur. 1953’te annesini -kendisi de bir şair olan Selma el-Melâike’yi- Londra’da kaybetmesi ve ardından gelen ölümler bu hassasiyeti derinleştirir (Othman, 2017; Al-Hawtali, t.y.; “Nazik Al-Malaika: The Poetess of Common People,” t.y.).

İlk büyük eseri “Ma’sat al-Hayat” mezarın “soğukluğu” üzerinedir:

“Bana nasıl bir mezar hazırladın?/Tamamen karanlıkla kaplı bir mağara mı?” (Al-Hawtali, t.y.)

“Ajras Sawda” şiiri ise ölüme dair pekiştirilmiş bir çıkarım sunar:

“Ölüm her zaman galiptir.” (Al-Hawtali, t.y.)

Bu şiirlerde dikkat çeken, korkunun soyut kalmamasıdır. “Unshudat al-Amwat” şiiri, toprak altında böceklere ve çürümeye teslim oluşun fiziksel ayrıntılarını betimlerken (Al-Hawtali, t.y.) ölümden kaçış değil yüz yüze kalış ele alınır. 

1947’de Beyrut’taki el-Urûba dergisinde yayımlanan “Kolera”, yüzyıllardır süregelen klasik beyit yapısını yıkan, Arap şiirinde serbest nazım (şi’r-i hurr) hareketinin miladı sayılan şiirdir. Peki, bu kırılma neden bu kadar kökten bir intiba bıraktı?

Klasik Arap şiiri, her dizenin eşit uzunlukta olmasını zorunlu kılar. Melâike bu zorunluluğu kaldırıp her dizede değişen sayıda aruz cüzü (taf’ilah) kullanma ilkesine dayalı bir yapı kurar hatta cenaze arabalarının nal seslerini ve salgının ritmini taklit etmek için özellikle “mutedarik” veznini seçer. Duygusal dalgalanmayı yansıtmak için dize boyutlarını düzensizleştirir ve klasik kalıpta asla tek başına duramayacak “gece sakindir”, “kolera”, “ölüm” gibi ifadeleri, bağımsız birer dize olarak bırakır. Klasik şiirde bir kusur sayılan tekrarı ise, şiiri için yakıta dönüştürür; “ölüm” ve “kolera” sözcüklerini otuzdan fazla kez yineleyerek felaketin dehşetini hitabet gücüyle pekiştirir.

Türkçede Nâzik el-Melâike

Kendi coğrafyasında bir dönüm noktası olarak kabul edilen el-Melâike’nin, Türkçe literatürde de izini sürmek mümkün. Ulaşabildiğimiz en erken kayıtlara göre Nâzik el-Melâike’nin şiirleri, Yazar ve Çevirmen Metin Fındıkçı tarafından Türkçeye kazandırılmış; yine Fındıkçı'nın hazırladığı Çağdaş Arap Şiiri Antolojisi’nde “Irak” başlığı altında Muzaffer en-Nevvâb ve Sadî Yûsuf gibi isimlerle birlikte, kendi kuşağının içinde okunmuştur.

Akademik çalışmalarla da disiplin içerisinde değerlendirilmiş ve dört ayrı çalışma, Melâike'yi dört farklı mercekten okumuştur. Bingöl Üniversitesinde 2017'de tamamlanan yüksek lisans tezi onu ruhsal bir “vaka” olarak ele alır; hüznü, ölüm-depresyon-keder-korku arasında gezinen çok anlamlı bir kavram olarak haritalandırır. Emine Bağmancı'nın 2019 tarihli makalesi onu, sosyal bir tanık olarak okur, töre cinayetini toplumsal ve hukuki arka planıyla çözümler. Orhan Oğuz'un 2018 tarihli "Kolera" incelemesi şiir biçimine dönüktür, tefile sayıları tablolaştırılır. Eyass Alrashed'in 2021 makalesi ise, onu kuramcı olarak konumlandırır, Batı edebiyatıyla kurduğu temasın kendi eleştiri kuramına nasıl yansıdığını izler. Yakın dönemde ise, Prof. Dr. Nevzat H. Yanık ve Dr. Muhammet Emin Uzunyaylalı'nın Serbest Şiirin Öncü Poetikasına Tematik Bir Yolculuk: Nâzik el-Melâike (Hayatı, Edebî Kişiliği ve Seçme Şiirlerinin Tematik Analizleri) adlı eserde, bütünlüklü bir şekilde ele alınmıştır.

Bu durumda Melâike'nin Türkçede okunma biçiminin de şiirindeki gibi bir evrim geçirdiğini düşünebiliriz. Bir yazarın başka bir dilde nasıl okunduğu, çoğu zaman o yazar hakkında, kendi dilindeki okumalardan daha fazla şey söyler.  451 Atölye olarak doğumunun 101 yılında Iraklı şair Nâzik el-Melâike’yi parçadan bütüne, alıntıdan senteze ilerleyen yolculuğunu saygıyla anıyoruz…

  

Kaynakça

Al-Hawtali, A. M. (t.y.). Exploring the theme of death in Nazik al-Malaika’s poetry: An analytical study.

Alrashed, E. (2021). The influence of translating foreign poetry on modern Arabic poetry. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 25(Özel Sayı), 353-364.

Bağmancı, E. (2019). Edebiyat sosyolojisi bağlamında Nâzik el-Melâike’nin şiirlerinde kadın. Istanbul Journal of Arabic Studies (ISTANBULJAS), 2(1), 23-51.

Mohsin Abd Ali, Z. ve diğerleri. (t.y.). The impact of alienation on Shakespeare’s Cressida and Nazik al-Malaika.

Nazik al-Malaika (1923-2007) Iraqi woman’s journey changes map of Arabic poetry. (t.y.). Al Jadid.

Oğuz, O. (2018). Nazik el-Melaike’nin Kolera şiiri. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi (ASEAD), 5(12), 944-955.

Othman, A. T. (2017). Nâzik el-Melâike’nin şiirlerinde kimlik arayışı [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Yanık, N. H. ve Uzunyaylalı, M. E. (2025). Serbest şiirin öncü poetikasına tematik bir yolculuk: Nâzik el-Melâike (Hayatı, edebî kişiliği ve seçme şiirlerinin tematik analizleri). Fenomen Yayıncılık.

 

Sıkça Sorulan Sorular

Nâzik el-Melâike kimdir?

23 Ağustos 1923'te Bağdat'ta doğan Iraklı bir şair. Annesi Selma el-Melâike de şairdi, babası eğitimciydi; on yaşında ilk şiirini yazdı. Bağdat'ta eğitim gördükten sonra Amerika'ya gitti, Wisconsin Üniversitesinde karşılaştırmalı edebiyat alanında yüksek lisans yaptı. 1947'de yazdığı "Kolera" şiiriyle modern Arap şiirinde serbest nazmın öncülerinden biri kabul edildi. 2007'de Kahire'de hayatını kaybetti.

"Kolera" şiiri neden bu kadar önemli?

1947'de Mısır'ı saran bir kolera salgınının etkisiyle bir saatte yazılan bu şiir, klasik Arap şiirinin yüzyıllardır süregelen iki mısralı (beyit) kaide yapısını yıktı. Melâike, her dizede eşit ölçü zorunluluğunu kaldırıp değişen sayıda aruz cüzü (taf'ilah) kullanan bir yapı kurdu; "ölüm" ve "kolera" kelimelerini otuzdan fazla kez tekrarlayarak felaketin dehşetini pekiştirdi. Bu biçimsel kırılma, çağdaş Arap şiirinde serbest nazım (şi'r-i hurr) hareketinin miladı sayılır.

Şiirlerinde en çok hangi temalar işleniyor?

Dört ana damar öne çıkmakta: Kadının toplumdaki ikincil konumuna ve töre cinayetlerine yönelik sert eleştiri; sürgün, yalnızlık ve ölümle kurulan varoluşsal hesaplaşma.

All rights reserved – Copyright by Ümmü Akkuş – 2026*